ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşı sonrası derinleşen ekonomik ve siyasi zorlukların gölgesinde Pekin’e doğru yola çıktı. Bu ziyaret, yaklaşık 8,5 yıl aradan sonra bir ABD başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret olması açısından büyük önem taşıyor. Trump, bu iki günlük kritik zirvede; Tayvan, İran ve küresel ekonomik dengeler gibi birçok başlığı masaya yatıracak.
Ziyaret öncesi yaptığı açıklamada Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile kuracağı iletişime dair umutlarını dile getirerek, Şi’nin kendisini “sıcak ve içten bir şekilde karşılayacağına” inandığını ifade etti. Ancak gündemdeki en önemli konu, İran savaşı ve Çin’in bu süreçteki rolü olacak. Pekin’in Tahran’a sağladığı askeri ve istihbarat desteği, müzakerelerin merkezinde yer alacakken, Çin yönetimi, bu desteği azaltma ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için Tahran üzerinde baskı kurma sinyalleri verdi.
Trump, bu süreçte İran konusunda Çin’e bağımlı olmadıklarını ve sorunu diplomatik yoldan çözme iradelerini dile getirdi. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise Tahran’ın sivil nükleer enerji geliştirme hakkını savunarak Washington’a dolaylı eleştirilerde bulundu. Xi Jinping ise uluslararası hukukun seçimli uygulamasına karşı çıkarak, “dünyanın orman kanunlarına dönmesine izin verilmemeli” dedi.
Trump, Pekin’e yalnız gitmedi; iş dünyasının önde gelen isimlerinden Elon Musk ve Tim Cook gibi teknoloji devlerini de yanına aldı. Bu hamle, iki ülke arasındaki siyasi gerilim devam ederken ekonomik ilişkilerin kopmadığını göstermek amacı taşıyor. Görüşmelerde teknoloji ticareti, yarı iletkenler ve havacılık gibi konular öncelikli olarak ele alınacak.
Ziyaret sırasında, havacılık sektöründe tarihi bir anlaşmanın duyurulması bekleniyor. Çin’e 500 adet Boeing 737 MAX satışının resmileşmesi ve iki ülke arasında ticaretin daha düzenli yönetilmesi için yeni bir “ticaret kurulu” kurulması gibi başlıklar da gündemde. Bu kritik buluşma, uluslararası ilişkilerin yeniden şekillenmesine ve ekonomik iş birliğinin sürmesine zemin hazırlayabilir.